Felsefe Buluşmaları “Utanç ve Suçluluk”

Felsefe Buluşmaları “Utanç ve Suçluluk”

18-25 Eylül 2025
Perşembe 19:30 – 21:30
Süre: 2 hafta

3.300

Online
Yüz Yüze

3.300

Online
Yüz Yüze

Bu atölye için satış süreci tamamlanmıştır.

Atölye yüz yüze ve zoom üzerinden online yapılacaktır. Süreli olarak ders kaydı paylaşılmaktadır.

“Felsefe Buluşmaları” genel başlığı altında her ay iki oturumda, çağdaş toplumun mustarip olduğu sorunlar felsefi olarak temalaştırılarak tartışılmaktadır. Eylül ayı programında “Utanç ve Suçluluk var.

Örneğin korku hayatta kalmamız için zorunlu doğal bir duyguyken, utanma ve suçluluğun hayatta kalmak açısından bir faydası yoktur. Bu yüzden insanın psikolojik temelinden ziyade toplumun psikolojik olarak kendisini nasıl ürettiği daha önemli görünür. Bir toplumda duygular, onların desteklenmesine veya bastırılmasına göre kültürel olarak düzenlenir. Öyle ki bazı temel duyguların bile, kendileri olmasa da dışavurumları toplumsal ve kültürel unsurlar tarafından biçimlendirilmektedir. Demek ki sosyallik bizim kendimizle kurduğumuz ilişkiyi etkiler, birey kendisi karşısında kolektif bilincin bir temsilcisi gibi davranır. Başka bir deyişle intrapsişik yapı bireylerin başkalarıyla olan ilişkilerinde kendilerini algılama biçimlerini düzenler. Önemli bakım verenlerle yaşanan erken deneyimler, kendiliğe ve başkalarına dair sonraki deneyimleri şekillendirir, insanın kendi hakkındaki imgesini oluşturur.

İşte utanç ve suçluluk da kültürden yansıyan ve bireyin kendi imgesinden hareketle hissettiği duygulardır. Örneğin narsisizmle bu iki duygu arasında kilit bir ilişki vardır: Birinde, bireyler daha büyük bir utancın eşlik ettiği düşük bir benlik saygısı yaşarlarken, diğerinde ise yüksek benlik saygısı sebebiyle  herhangi  bir  utanç  deneyimini reddederler. Öyleyse utanç ve suçluluk kişinin özdeğerlendirmelerine ilişkin kendilik bilincine dayalı duygulardır. Suçluluk  ego  ile  süperego arasındaki  çatışmadan,  utanç  ise  ego  ile  ego  ideali  arasındaki  gerilimden kaynaklanmaktadır.

Ancak  burada  utancı  suçluluktan ayıran  önemli bir fark göze çarpar: suçluluk  duygusu  salt eyleme yönelikken,  utanç  duygusu benliğe  yöneliktir.  Aynı  ihlal  karşısında  suçluluk  duyan  bir  kişi  “Bu yaptığım çok hatalı ve kabul edilemezdi” diye düşünürken utanç duyan bir kişi ise “Ben  bunu  nasıl  yaparım?  Asla  kabul  edilemeyecek  bir  insanım”  şeklinde düşünmektedir. Dolayısıyla  suçluluk  duygusunda  kişi  ceza  ve  kefaret  vasıtasıyla  bu  duygudan kurtulabilirken  utanç  daha  çok benliğe  yapışmış  bir  duygu  olduğundan ondan kurtulmak çok daha zordur. Tek cümleyle utanç kamusal özbilinçle, suçluluk ise bireysel özbilinçle bağlantılıymış gbi görünür. Hatta bazı düşünürler daha da ileri giderek, bazı toplumlarının üyelerini, ahlaki kodlara karşı geldiklerinde içselleştirilmiş kişisel bir suçluluk hissetmeye teşvik eden “suçluluk kültürleri” olduğunu, bazı toplumların ise statükolarını, herkesin önünde aşağılanma ve toplum dışına itilme tehdidiyle koruyan “utanç kültürleri” olduğunu dahi iddia etmişlerdir. Bugün hâlâ – hele fotoğrafların neredeyse anında dünyaya yayınlanabildiği- bir kültürde utandırmanın ciddi bir cezalandırma yöntemi olarak kullanıldığı da aşikar.

Bu iki oturumda, yukarıda özetle sunulan bağlamda utanç ve suçluluk duygularının oluşumu, bireysel ve toplumsal hayatta bir cezalandırma aracı ve düzenleyici unsur olarak oynadıkları rol tartışılacaktır.

3.300

Online
Yüz Yüze
Kategoriler:
Diğer Atölyeler