Acıyı Sanata Dönüştüren Dahi Kadınlar/Sylvia Plath

Acıyı Sanata Dönüştüren Dahi Kadınlar/Sylvia Plath

10 Mayıs 2026
Pazar 14:00 – 17:00
Süre: 1 hafta

1.500

1.500

Bu atölye için satış süreci tamamlanmıştır.

Atölyeler zoom üzerinden çevrimiçi yapılacaktır. 1 hafta süre ile ders kaydı paylaşılmaktadır.

Fiziki ve ruhsal korkunç acılar çekmiş ama inatla üretmeye devam etmiş, sanatının öncüsü, hemcinslerinin ilhamı olmuş, çağının amazonu olağanüstü kadınların biyografisini “Acıyı Sanata Dönüştüren Dâhi Kadınlar” teması altında birleştirdik.

Üç ay boyunca, her ayın ikinci pazar günü 14:00’ te Yazmak Atölyesi’nde buluşup, farklı ülkelerde, kültürlerde, çağlarda yaşamış ve yolumuzu aydınlatmış kız kardeşlerimizi anacağız. Mayıs ayı programında Sylvia Plath var.

Biraz daha kız kardeşlik için.. 👭💜👭

Program

“Benim için şimdi sonsuzdur, Sonsuz da sürekli olarak değişir, akar, erir. Yaşam bu andır. Geçip gittiğinde ölüdür artık. Ama her yeni anla birlikte yeniden başlayamazsınız, ölü olana göre yargılamak zorundasınız. Bataklık kumu gibi tıpkı… Daha başından umutsuz. Bir öykü, bir resim heyecanı biraz yenileyebilir ama yeterince değil. Şimdinin dışında hiçbir şey gerçek değildir, daha şimdiden yüzyılların ağırlığının beni boğduğunu duyumsuyorum. Bir zamanlar, yüz yıl önce bir kız yaşamıştı, şimdi benim yaşadığım gibi. Sonra öldü.. Ben şimdiyim, göçüp gideceğimi de biliyorum ama doruktaki o an, o parıltı…Gelip geçiyor sürekli bir bataklık kumu.. Ama ben ölmek istemiyorum” “Tik-tak! Bir yaşam geçiyor. Benim yaşamım” (Sylvia Plath – Günlükler)  

***

Otobiyografik şiir olur mu? Olur. Alâsını yazmış Sylvia. Bilen bilir, kendisi gizdökümcü şiirin önemli temsilcilerindendir. Defalarca intihara teşebbüs eden ve 30 yaşındaki son girişimi ölümle sonuçlanan kronik bir depresyon hastasıdır. Kendi kendinin hem yahudisi hem nazisi, hem katili hem kurbanı, hem Lazarus’u hem İsa’sıdır. Lady Lazarus şiiri ölüp ölüp dirilişlerinin özeti gibidir.

Gene yaptım, gene yaptım işte./ On yılda bir kere / Beceririm bunu ben (..) / Otuzundayım daha./ Kedi gibi dokuz canım var hem de.(..) / Ölmek, her şey gibi, bir sanattır, / Bu konuda yoktur üstüme / Öyle ustaca yaparım ki cehennem gibi gelir./ Öyle ustaca yaparım ki gerçekmiş gibi gelir.

Edebiyat tarihinin gördüğü en ağır depresiflerden biridir Sylvia Plath. Hatta biraz ileri giderek bizlere bıraktığı edebi mirasın neredeyse tamamının depresif ruhunun ürünü olduğunu söylemek mümkündür. Bu bağlamda konuşmamız gereken temel mesele çekilen ruhsal acıların yaratıcılığa etkisi olup olmadığıdır. Depresyon bir sanatçının hayatında ne kadar yer kaplar? Nereden beslenir, nasıl serpilir, ürün verir? Dış etkenler ne kadar dıştadır, ne kadar etkendir? Hasta/sanatçı tedavi edilirse yaratıcı gücünü yitirir mi?.. gibi çetin soruların cevaplarını konuşmak üzere  buluşuyoruz.

2003 yapımı Christine Jeff’in filmi Sylvia’dan yola çıkacağız. “Sanırım iyi bir şiir o insanların yüz tanesinin toplamından çok daha uzun yaşar.” diyen Sylvia Plath’ın yaşam, ölüm ve şiir anlayışını, günlüklerine, otobiyografik romanı Sırça Fanus’a ve şiirlerine bakarak acısını sanata dönüştürme serüvenini takip etmeye çalışacağız. Bir maniniz yoksa kaçırmayın ..

1.500

Kategoriler:
Diğer Atölyeler