Hikâyenin Hükmü / Edebiyatta Hakikat, Adalet ve Vicdan
Hikâyenin Hükmü / Edebiyatta Hakikat, Adalet ve Vicdan
3.300₺
3.300₺
Bu atölye için satış süreci tamamlanmıştır.
Bu iki günlük çevrim içi edebiyat atölyesi, hakikatin edebî metinlerde nasıl kurulduğunu; anlatmak, inanmak ve yargılamak arasındaki ilişkiyi; verilen bir hüküm ile adalet duygusu arasındaki mesafeyi inceleyecektir. Her anlatıcı bazı ayrıntıları seçer, bazılarını değiştirir, bazılarını ise saklar. Okur da bu parçalar arasından bir hakikat kurarken tanıkları değerlendirir, karakterleri yargılar ve kendi vicdani hükmünü verir.
Gülfem Pamuk’un Kasâme ve Ayfer Tunç’un Osman romanları üzerinden güvenilir ve güvenilmez anlatıcı, çoklu bakış açısı, tanıklık, suskunluk ve okurun anlatı içindeki rolü ele alınacaktır.
1.Hafta:Gülfem Pamuk: Çoklu Anlatıcı ve Parçalanmış Hakikat
Kasâme- Bir Cinayet Romanı, hakikati tek bir anlatıcı üzerinden değil, çok sayıda kişinin anlattığı farklı hikâyelerin giderek birleşmesiyle kurduğu için seçilmiştir. Kadı karşısına çıkan her kişi, cinayetin yanı sıra köyün ilişkilerine, çatışmalarına ve gizli kalmış meselelerine ait başka bir parçayı görünür kılar. Okur, başlangıçta birbiriyle ilgisiz görünen bu parçalar arasındaki bağlantıları kurarak bütüne ve kendi hükmüne ulaşmaya çalışır.
- Çoklu anlatıcı ve parçalanmış hakikat
- Her anlatıcının bütüne farklı bir parça eklemesi
- Başlangıçta bağımsız görünen hikâyeler arasındaki bağlantılar
- Söylenenler kadar saklananların da hakikati biçimlendirmesi
- Bireysel sırların giderek toplumsal bir tabloya dönüşmesi
- Soruşturmanın ilerlemesiyle köyün görünmeyen ilişkilerinin açığa çıkması
- Okurun parçaları birleştirerek hakikati ve kendi hükmünü oluşturması
Kasâme üzerinden yakın okuma.
İlk günün sonunda, bir edebî metinde hakikatin yalnızca “ne olduğu” üzerinden değil, hangi parçaların anlatıya dâhil edildiği ve bu parçalar arasında nasıl bağlantılar kurulduğu üzerinden biçimlendiği tartışılacaktır. Birbirinden bağımsız görünen hikâyeler ne zaman ortak bir hakikatin parçalarına dönüşür? Okurun bu parçaları birleştirirken yaptığı seçimler, ulaştığı hükmü nasıl etkiler?
2.Hafta:Ayfer Tunç: Bir İnsanın Hakikati Nasıl Kurulur?
“Osman”, merkezindeki karakterin tuttuğu defterler ile onu tanıyan kişilerin anlatılarını yan yana getiren yapısı nedeniyle seçilmiştir. Osman’ın kendisi hakkında kurduğu anlatı ile başkalarının ondan kalan hatıraları her zaman aynı portrede birleşmez. Roman böylece bir insanın hakikatinin tek bir anlatıcıdan öğrenilip öğrenilemeyeceğini; hafızanın, kişisel çıkarların ve bakış açısının tanıklığı nasıl biçimlendirdiğini tartışmaya açar.
- Günlük ile sözlü tanıklık arasındaki fark
- Kişinin kendi hikâyesini kurma ve değiştirme biçimi
- Aynı kişinin farklı insanlar tarafından farklı hatırlanması
- Anlatıcıların güvenilirliğinin sorgulanması
- Okurun parçaları karşılaştırarak kendi değerlendirmesini oluşturması
Birinci Günden İkinci Güne yazma çalışması: “Bir Kişi, İki Hakikat”
Birinci günün sonunda katılımcılara, aynı kişiyi tanıyan iki farklı anlatıcının ağzından iki kısa metin yazma görevi verilecektir. Anlatıcılardan biri bu kişiyi savunurken diğeri suçlayacak; ancak ikisi de doğrudan hüküm vermek yerine seçtikleri ayrıntılar, hatırladıkları olaylar ve sakladıkları bilgiler aracılığıyla farklı bir portre kuracaktır.
İkinci gün, metnini paylaşmak isteyen katılımcılar çalışmalarını okuyacak; diğer katılımcılar ise şu sorular üzerinden anlatıları birlikte değerlendirecektir:
- Hangi anlatıcı daha güvenilir görünüyor; neden?
- İki anlatının ortaklaştığı ve çeliştiği noktalar neler?
- Anlatıcıların sakladığını düşündüğünüz bir ayrıntı var mı?
- Hangi ayrıntı, kişi hakkındaki hükmünüzü değiştirdi?
Böylece yazma pratiği, Kasâme’deki parçalanmış hakikat ile Osman’daki çoklu portre anlayışını bir araya getirirken, katılımcılara anlatmak, inanmak ve yargılamak arasındaki ilişkiyi doğrudan deneyimleme imkânı verecektir.
3.300₺